Ben insanların yüzünde en çok çizgileri severim. Yaşlanmaz insan bence, ancak büyür…
Asla en büyük olamayacağını bilmeden.
Her bir anın bıraktığı somut hatıralardır çizgiler… Derin veya zayıf...
Tıpkı insanlar ve hayatımızda bıraktıkları izler gibi.
Her gün aynaya bak güzel insan, ellerini kullan çizgilerini sevmek için.
Evet en sevmediğim yerdir insanda eller benim, ama olsun sen yine de ellerinle sev kendini.
Çizgilerini sev insanları sever gibi, bil ki ortaya çıkan o güzel suratının Tanrıdan sonra ikinci nedenidir seni sen yapan,diğerlerinden ayıran…
Sonra ellerine bak, kısa da olsa yaşamın en çok onlar çekti kahrını… Sevmiyorum ya ben elleri boşver, sevmiyorum ellerin izini…
Ellerini öp sevdiğin kadınların veya adamların öyle göstermelik saygıdan değil ama!
Hayatta çektiği onca yüke duyduğun hayret, saygı ve sevgiyle öp.
Sen sev elleri yine de, en doğruyu ben yapmıyorum ya bu saçma ayrıcalık bana özgü.
Sen illaki sev elleri, inadıma sev.
Sonra çökmüş omzularına bak insaların, çirkin diye eleştirme, kim bilir hangi kahrolası anların ağırlığını taşıdı.
Ya da güzellik uğruna kaç kilo bastı yarım aklıyla her sabah?
Şöyle bir dolaş, git gölgesinde dinlen omuzların, tenhadır hem orası huzur bulursun…
Ee kolay değil o kafayı taşımak, yıllar geçtikçe çökecek her neyse cinsiyetin.
Çünkü zaman cinsiyet ayrımı yapmaz…
Gelir yenisini ekler fazlasını çıkartır. Her on yılda bir sağlama yaparsın da bir türlü tutmaz hesap.
Sonra sen eksikleriyle sevmeyi öğrenirsin insanları hatta safi eksiklerini seversin bir süre sonra.
Anlarsın ki mükemmeli arama yolunda girdiğin keçi yolları inadına doğruya götürür seni.
Doğru olan zordur çünkü.
Öyle kolayına kaçmak derler ya adı üstünde insanlık onuruna sığar mı ki kaçmak?
Hem kaç kere kaçtın sen?
Kaçmalarının kendiyle çarpımı kaçtı?
Kaçmalarının kendiyle çarpımı kaçtı?
""MeL""

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder