- Seni yaratan ben olsam böylesine sever miydim, ki beni yaratanı öldürsen böylesine kızamazdım herhalde sana?
- Peki sen içinde tanrı olduğunu bilsen kendinden korkarmıydın bilmem de , ben kalemini kıran soytarıyı asarken bir noktalamaya, işte o virgül kadar uzun korktum. Dedim ki “içimden” , “Birilerinin canıma kastı mı var ne ?”
- Acının üzerine üzerine yürümekse yaşama nedenin, şikayetlerin gerçekliğini kaybediyor. Zamana söylenme, o işini yapıyor. Buna rağmen hep sana aşık biraz zaman…Taraf tutuyor, hafızanı yuttuğu oluyor. Kızma ona lakin yakışmıyor zaten böylesi sana.
- Oysa sen hep suçu geceye atıyorsun… İnsanı kaybediyorsun içindeki, gülüyorum, öyle kolay gidiyor da gelmek bilmiyor bilirim. Bir doğa olayı böylesine karanlığa atmasın o temiz zihnini, çünkü biliyorum ki o karanlık senin de ayaklarına dolaşınca korkutur ne acı .
- Bu kendine güven duygusu yaradılışının bir parçası mı ? Vurulurken yüzüne en somut haliyle gerçekler, savrulurken bir yaz akşamı eteğinin uçları sen hiç mi anadan üryan kalmadın diğerlerinin ortasında?
- Diğerleri ?
- Boşver.
- Ne o kelimen kalmadı mı ardı ardına dizecek? Yoksa sen de mi nerden geldiğini anlayamadığın nefret dolu pek çok kelimemsiye hedef tahtası oldun, yoksa bu yüzden midir sinir anlarında zor kenetlemen dudaklarını ? Maskeler birer birer düşerken gülenlerden miydin, maskesiz kalanlardan mı yoksa düşenlerden miydin? Kalabalığı yaratanları gördün mü, yoksa bizzat sen miydin o ? Her bir kelime sancıdı sol yanımda, dudağımda yabancı oldu yalandım…İnat mıydın ? Aynı kelimelerle konuştum bildim bileli beni, ne garip ki her seferinde farklılaştı anlamları… Aynı kelimeleri duydum bildim bileli beni, ne garip ki her seferinde farklılaştı acıları.
- Kelimeler değil onları konuşan ağızlar önemlidir demiş Baroccio, anladım ben.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder